Şu
günlerde ismi bir çok kişi tarafından anılan, medyaya konu olan
bu rahatsızlık durumu bireylerde görülen yorgunluk, hayal
kırıklığı,depresif ruh hali, işi ve eş bırakmaya kadar
uzanan, genel olarak KAÇIŞ ile sonuçlanan bir bozukluk olarak
tanımlanmaktadır.
Tükenme kavramı, ilk olarak gönüllü sağlık çalışanları
arasında görülen yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma
ile karakterize bir durumu tanımlamak için Freudenberger
tarafından 1974 yılında ortaya atılmış ve insanların aşırı
çalışmaları sonucu işlerinin gereklerini yerine getiremez bir
duruma gelmeleri anlamını taşıyan duygusal tükenme durumu
olarak tanımlanmıştır(itfdergisi.org.tr).
Bugün
bunlara dayanarak tükenmişlik sendromunun özellikle çalışanlar
arasında büyük bir sorun olduğu bilinmektedir. Yapılan
çalışmalar tükenmenin iş kaybından aile içi ilişki
sorunlarına, psikosomatik hastalıklardan alkol-madde-sigara
kullanımına ve hatta uykusuzluk, depresyon gibi ruhsal hastalıklara
kadar uzanan çok çeşitli ciddi sonuçları olduğunu
göstermektedir. Bu nedenle, bazı iş alanlarında daha sıklıkla
ele alınmaktadır.Genel olarak Hizmet Sektöründe çalışan
bireylerdeki sıklığı diğer sektörlere göre daha yoğun olduğu
söylenebilinir.
Tükenmişliğin
sonuçlarına baktığımızda;
İki
boyut karşımıza çıkmaktadır.Birinci boyutta ; Duygusal tükenme,
kişinin yaptığı iş nedeniyle duygusal olarak kendini aşırı
yüklenmiş, tükenmiş hissetmesidir ve tükenmişliğin en önemli
belirleyicisidir.İkinci boyutunda ise Duyarsızlaşma adını
verdiğimiz , kişinin hizmet verdiklerine karşı bu
kişilerin birer birey olduklarını dikkate almaksızın- duygudan
yoksun biçimde tutum ve davranışlar sergilemesidir.
Tükenmişlik
durumu aslında birden bire gerçekleşmez.Bireyler ilk başlarda
içinde bulundukları konuma (bu durum iş olabilir,eş
olabilir,çocuk olabilir) sıkı sıkıya sarılırlar.Konumlarını
her şeyin üstünde,en değerli olan olarak görürler.Bireysel
olarak içinde bulundukları konuma yönelik büyük hayalleri ve
hedefleri vardır.Zamanla harcadıkları yüksek enerji ve problemler
karşısında çözüm üretememe durumu bu kişilerde bir
duraklamaya,enerji düşüşüne neden olur.Bir süre sonra
davranışları ve öfkesi kontrolsüzleşebilir, aşırı yorgunluk
hissi ve bireysel değersizlik duygusuna bulaşabilir.Sonuç olarak
içinde bulunduğu yoğunlukla başa çıkamayacağını ve her şeyi
bir anda terk etmesi gerektiğini düşünüp KAÇIŞ yoluna girer…
Sendromun
ilerleyişi Depresyon tanı kriterlerini benzer özellikler
taşır.Fakat aradaki fark Depresyondaki mutsuzluk ve motivasyon
eksikliği hayatın tamamına yayılır,Tükenmişlik ise sadece
ilgili konuya yöneliktir. Psikoloji Literatüründe yer alan
Öğrenilmiş Çaresizlikle de benzerlik gösterir.
Sendroma
yakalanmamanın yollarına baktığımızda ise;
Aşırı
iş yükünden kaçınmak,Dünyayı Omuzlarımızdan indirmek,içinde
bulunduğumuz konumun artılarını ve eksilerini kabullenmek.Hem
orda olup hem de sürekli eleştirmemek.İş dünyasındaki çalışma
alanımız ağır yükler getiriyorsa değişiklik yollarını
aramak ve kendimizi değerli hissettirecek aktiviteler yapmak.Örneğin
spor,arkadaş toplatıları,düzenli uyku,mutlu olacağımızı
bildiğimiz her şey bizi gerginlikten
uzaklaştırabilir. Başedemediğimiz noktada ise mutlaka bir uzmana
başvurmak gerekebilir.
