14 Nisan 2014 Pazartesi

Şu günlerde ismi bir çok kişi tarafından anılan, medyaya konu olan bu rahatsızlık durumu bireylerde görülen yorgunluk, hayal kırıklığı,depresif ruh hali, işi ve eş bırakmaya kadar uzanan, genel olarak KAÇIŞ ile sonuçlanan bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır.

Tükenme kavramı, ilk olarak gönüllü sağlık çalışanları arasında görülen yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma ile karakterize bir durumu tanımlamak için Freudenberger tarafından 1974 yılında ortaya atılmış ve insanların aşırı çalışmaları sonucu işlerinin gereklerini yerine getiremez bir duruma gelmeleri anlamını taşıyan duygusal tükenme durumu olarak tanımlanmıştır(itfdergisi.org.tr).

Bugün bunlara dayanarak tükenmişlik sendromunun özellikle çalışanlar arasında büyük bir sorun olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalar tükenmenin iş kaybından aile içi ilişki sorunlarına, psikosomatik hastalıklardan alkol-madde-sigara kullanımına ve hatta uykusuzluk, depresyon gibi ruhsal hastalıklara kadar uzanan çok çeşitli ciddi sonuçları olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bazı iş alanlarında daha sıklıkla ele alınmaktadır.Genel olarak Hizmet Sektöründe çalışan bireylerdeki sıklığı diğer sektörlere göre daha yoğun olduğu söylenebilinir.

Tükenmişliğin sonuçlarına baktığımızda;

İki boyut karşımıza çıkmaktadır.Birinci boyutta ; Duygusal tükenme, kişinin yaptığı iş nedeniyle duygusal olarak kendini aşırı yüklenmiş, tükenmiş hissetmesidir ve tükenmişliğin en önemli belirleyicisidir.İkinci boyutunda ise Duyarsızlaşma adını verdiğimiz , kişinin hizmet verdiklerine karşı –bu kişilerin birer birey olduklarını dikkate almaksızın- duygudan yoksun biçimde tutum ve davranışlar sergilemesidir.

Tükenmişlik durumu aslında birden bire gerçekleşmez.Bireyler ilk başlarda içinde bulundukları konuma (bu durum iş olabilir,eş olabilir,çocuk olabilir) sıkı sıkıya sarılırlar.Konumlarını her şeyin üstünde,en değerli olan olarak görürler.Bireysel olarak içinde bulundukları konuma yönelik büyük hayalleri ve hedefleri vardır.Zamanla harcadıkları yüksek enerji ve problemler karşısında çözüm üretememe durumu bu kişilerde bir duraklamaya,enerji düşüşüne neden olur.Bir süre sonra davranışları ve öfkesi kontrolsüzleşebilir, aşırı yorgunluk hissi ve bireysel değersizlik duygusuna bulaşabilir.Sonuç olarak içinde bulunduğu yoğunlukla başa çıkamayacağını ve her şeyi bir anda terk etmesi gerektiğini düşünüp KAÇIŞ yoluna girer…

Sendromun ilerleyişi Depresyon tanı kriterlerini benzer özellikler taşır.Fakat aradaki fark Depresyondaki mutsuzluk ve motivasyon eksikliği hayatın tamamına yayılır,Tükenmişlik ise sadece ilgili konuya yöneliktir. Psikoloji Literatüründe yer alan Öğrenilmiş Çaresizlikle de benzerlik gösterir.

Sendroma yakalanmamanın yollarına baktığımızda ise;


Aşırı iş yükünden kaçınmak,Dünyayı Omuzlarımızdan indirmek,içinde bulunduğumuz konumun artılarını ve eksilerini kabullenmek.Hem orda olup hem de sürekli eleştirmemek.İş dünyasındaki çalışma alanımız ağır yükler getiriyorsa değişiklik yollarını aramak ve kendimizi değerli hissettirecek aktiviteler yapmak.Örneğin spor,arkadaş toplatıları,düzenli uyku,mutlu olacağımızı bildiğimiz her şey bizi gerginlikten uzaklaştırabilir. Başedemediğimiz noktada ise mutlaka bir uzmana başvurmak gerekebilir.